Doç. Dr. Döşkaya “Tüm konsantrasyonumuz ve birikimimiz ile aşı projemizi oluşturduk”

TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu) tarafından, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank’ın da katılımıyla  “Covid-19 Türkiye Platformu Aşı ve İlaç Geliştirme Sanal Konferansı” düzenlendi. Covid-19 Türkiye Platformu koordinasyonluğu ile TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal moderatörlüğünde, alanda yoğun olarak çalışan bilim insanlarını bir araya getiren konferans, üç oturum halinde gerçekleşirken  Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Anabilim Dalı Moleküler Parazitoloji Tanı Laboratuvarı ve Aşı Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı Yöneticisi Doç. Dr. Mert Döşkaya,  “Aşı” başlıklı oturumda “Covid-19 Aşısı İçin Antijen Keşfi ve DNA Aşısı Geliştirilmesi”  konusunda bilgi paylaşımında bulundu.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, telekonferansın açılış konuşmasında “Hocalarımızın devam eden projelerinden bu virüse karşı dönüştürülebilecek olanlar ve çok hızlı bir şekilde netice alabileceğimiz yenilikçi yaklaşımlar belirlendi. Covid-19 Platformu altında 7 farklı aşı projesi ile hem kimyasal hem de biyoteknolojik yöntemlerin uygulanacağı 7 farklı ilaç geliştirme projesi yer alıyor. Birazdan dinleyeceğimiz akademisyenlerimiz, Covid-19’la mücadeleye yönelik projelerini dünyada eşine az rastlanır bir şekilde çok kısa bir sürede dönüştürerek devreye aldılar. Bu ulvi amaç için 24 üniversite, 8 kamu Ar-Ge birimi ve 8 özel sektör kuruluşundan yüzlerce araştırmacı üstün bir gayretle çalışıyor” dedi.

TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ise “Covid-19 Türkiye Web Portalı oluşturduk. Anlık olarak dünyadaki tüm bilimsel gelişmeleri bu portalda değerlendiriyoruz. 216 araştırmacımızın yer aldığı 14 proje şu an yürürlükte. Normalde 6 ay süren bu süreci 10 gün içerisinde başlattık. Savunma sanayinde yaşadığımız yerli ve milli başarıyı sağlık alanında da gerçekleştireceğimize inanıyorum.  Sağlık Bakanlığımızın ve Bilim Kurulumuzun gerçekleştirmiş olduğu çok kıymetli çalışmalar var. Bugünkü konferansımız salgının tedavi, aşı ve ilaç çalışmalarına yönelik olacak” diye konuştu.

Konuşmasında birçok ülkenin COVID-19’a karşı aşı çalışmaları başlattığını belirten Doç. Dr. Mert Döşkaya, “Şu anda Dünya Sağlık Örgütü (WHO) raporuna göre iki farklı COVID-19 aşısı klinik denemeye başlamış ve 42 farklı aşı ise pre-klinik çalışmalarına devam etmektedir. Ege Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde oluşturulan Aşı Araştırma ve Geliştirme grubu birçok üniversite, kamu kurumu ve sanayi ortaklarının katılımı ile yıllardır çeşitli patojenlere karşı aşı araştırma ve geliştirme çalışmalarını sürdürmektedir. Çalışma grubumuz, COVID-19 pandemisi başladığı günden beri tüm konsantrasyonu ve bilgi birikimi ile bu hastalığa karşı neler yapabileceğini tartışmış ve DNA aşı projesini oluşturmuştur” diye konuştu.

DNA aşılarının tarihsel gelişiminden bahseden Doç. Dr. Döşkaya, “DNA aşılarının bilimsel ilgiyi uyandırması 1990’lı yıllara dayanmaktadır. Ulmer ve arkadaşları (1993) influenza virüs proteinini eksprese eden DNA aşısı ile gerçekleştirdikleri pre-klinik çalışmada, koruyucu immün yanıtı uyardıklarını göstermeleri en önemli başlangıç taşıdır. Daha sonra DNA aşılarının etkinliği ve immünolojik mekanizmaları, bulaşıcı hastalıklar yanında kanser, otoimmunite ve alerjiler gibi birçok hastalığın pre-klinik modellerinde gösterilmiştir. DNA aşılarının çıktığı ilk yıllarda pre-klinik çalışmalardaki başarısı, klinik çalışmaların önünü açmıştır. Bu kapsamda 20-25 yıl kadar önce yapılan ilk faz I klinik çalışmalar arasında HIV-1 için geliştirilen DNA aşısı bulunmaktadır.  Sonrasında influenza, HPV, hepatit ve sıtma gibi birçok patojen için de klinik denemeler yapılmıştır. Bu klinik çalışmalarının sonuçları, DNA aşılarının güvenirliği hakkında önemli katkılar sağlamıştır. Özellikle DNA aşısı, aşılanan bireyde enfeksiyon riskini ortadan kaldırmaktadır, klinik çalışmalar için kolaylıkla üretilebilmektedir, oda sıcaklığına dayanıklıdır, güvenlidir ve iyi tolere edilmektedir. Günümüzde DNA aşıları birçok hastalık için geliştirilmekte ve klinik çalışmaların çeşitli safhalarındadır. Clinicaltrials.gov internet sitesinde göre  şu anda 718 farklı klinik çalışmada DNA aşıları test edilmiş ve edilmeye devam etmektedir. COVID-19 benzeri hastalıklar olan Mers-CoV için iki DNA aşısı klinik çalışması ve SARS-CoV için bir DNA aşısı klinik çalışması gerçekleştirilmiştir” diye konuştu.

Aşı geliştirme aşamalarını anlatan Doç. Dr. Döşkaya, “DNA aşı geliştirilmesi, hedef antijeninin saptanması çalışmaları ile başlar. Aşı adayı antijenin belirlenmesinde genomik, proteomik veya transkriptomik çalışmalar yanında in siliko analizler, in vitro ve in vivo immüno taramalar çok önemlidir.  Bunlara uyulmaması, aşı üretiminin geç safhalarında hüsrana yol açabilmektedir. Buna örnek olarak Sıtma hastalığına karşı hazırlanan Plasmodium MSG yüzey antijeni kullanılarak geliştirilen rekombinant protein aşısının, faz III klinik denemeden dönmesi gösterilebilir.  Bu proje kapsamında öncelikle yurdumuzdan izole edilen SARS-CoV-2’nin tüm genom dizi bilgileri in siliko olarak analiz edilerek antijenik proteinleri belirlenecektir. Daha sonra saptanan antijenik bölgeleri ve CMV promotırı içeren DNA aşısı oluşturularak hayvan modelinde pre-klinik çalışmalar başlatılacaktır. Bu sürecin en kısa zamanda tamamlanması ve etkin immun yanıt uyarılması sonucunda klinik çalışmaların önü açılabilecektir” dedi.

TÜBİTAK’ın sosyal medya hesaplarından canlı olarak yayınlanan konferansta; Bahçeşehir, Ankara, Medipol, Bilkent, İstanbul, Ankara, Dokuz Eylül, Boğaziçi, ODTÜ, Selçuk, Ege ve Acıbadem üniversitelerinden alanda yoğun olarak çalışan akademisyenler bir araya geldi. Katılımcı bilim adamları; “İlaçların Yeni Hedeflere Konumlandırılması ve İlaç Geliştirme”, “Konvalesant Plazma ve Yeni Nesil Tedavi Yöntemleri” ve “Aşı” konularında bilgilendirici sunumlar gerçekleştirdiler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir