EÜ Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü’nün ilk dersi “Yunus Emre” oldu

Tutku Arslan – Metin Arda Akdemir – Ebrar Akgün

İZMİR (Ege Ajans)- Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsünün 2019-2020 öğretim yılı açılış dersini, enstitünün kurucusu olan Prof. Dr. Fikret Türkmen verdi. Prof. Dr. Türkmen’in açılış dersinin konusu “Yunus Emre’nin Mistik Şairler Arasındaki Yeri” oldu.  Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Konferans Salonunda gerçekleşen programa, Ege Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan, Enstitü Müdürü Prof. Dr. Nadim Macit, Enstitü Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Temizkan, akademisyenler ve öğrenci katıldı.

Programın açılışında kısa bir konuşma yapan Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nadim Macit, “Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü, Türkiye’de önemli bir yere sahip. Bünyesinde eğitimin yanı sıra Türkçeyi de öğreten, yüksek lisans ve doktora programları barındıran başka bir enstitü yok. Bunu yaşatmak ve korumak da bir o kadar önemli. Yeni akademik yılın enstitümüze ve üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

Açılış dersini veren Prof. Dr. Fikret Türkmen, yaptığı konuşmada Yunus Emre’nin şiirlerinde; aşkı, hayatı, ölümü ve tanrıyı konu edindiğini, tezatlarla kendini ifade ettiğini söyledi. Prof. Dr. Türkmen, “Aşkın maddi boyutundan ziyade tanrısal düzeydeki formuna ulaşabilmek, gerek Yunus Emre’de gerek çağdaşı olan diğer şairlerde görülürdü. Batı eğitim dili Latince, Doğu eğitim dili ise Arapça ve Farsçaydı.  Yunus Emre’nin Anadolu topraklarında Anadolu insanı tarafından bu kadar sevilmesinin ve yüz yıllarca unutulmamasının bir sebebi de şairin Türkçe eserler vermesi. Toplumsal yaralara sakin ve uysal bir yaklaşımla öğüt veren Yunus Emre, tanrıya da zaman zaman sitem ederdi, ancak eserlerinin sonu af dileme ve tanrıya yakarışla biterdi” dedi.

Prof. Dr. Türkmen, “13’üncü yüzyıl mistik şairleri, genel olarak milli edebiyat oluşumunda kilit rol oynadılar. Çünkü eserlerinde halkın anlayabileceği dilde halkın sorunlarına yer verdiler. İslamiyet’in gelişiyle eski Türk gelenekleri birden bırakılmadı. Bu durum asırlara yayıldı. Yunus Emre, yüksek zümreye ya da eğitimli kişilere hitap etmeden doğrudan halka, halkın diliyle hitap etmiştir. Bundandır ki toplum nezdinde Mevlana’dan daha iyi anlaşılmış ve sahiplenilmiştir” diye konuştu.

Dersin sonunda konuşmacıların sorularını yanıtlayan Prof. Dr. Türkmen’e Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Ersan “Teşekkür Belgesi” verdi.

 

Please follow and like us:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir