Prof. Dr. Hassoy, “Halk sağlığının temel direği koruyucu hekimliktir”
Ege Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hür Hassoy, Halk Sağlığı Haftası kapsamında toplum sağlığının korunması ve geliştirilmesine yönelik önemli uyarılarda bulundu.
İZMİR(Ege Ajans)- Ege Üniversitesi, Halk Sağlığı Haftası vesilesiyle toplum sağlığının korunmasında koruyucu hekimliğin, çevresel etkenlerin ve sosyal eşitliğin önemine dikkat çekti. EÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hür Hassoy, koruyucu hekimliğin modern tıbbın temel direği olduğunu belirterek, asıl hedefin bireylerin hastalanmasını önlemek ve yaşam kalitesini artırmak olduğunu vurguladı.
Koruyucu hekimliğin üç kademeli yapısına ve temel amacına dikkat çeken Prof. Dr. Hür Hassoy, “Koruyucu hekimliği üç temel düzeyde ele alıyoruz. Birincil korunma; aşılama, temiz su, sağlıklı beslenme ve tütün kullanımının önlenmesi gibi adımlarla hastalık ortaya çıkmadan riskleri yok etmeyi amaçlar. İkincil korunma; kanser taramaları ile hipertansiyon ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkların henüz belirti vermeden erken dönemde saptanmasına dayanır. Üçüncül korunmada ise amacımız, ortaya çıkmış hastalıkların komplikasyonlarını, yeti kaybını ve yaşam kalitesindeki bozulmayı en aza indirmektir. Bulaşıcı hastalıklardan çevre sağlığına, yaşlı sağlığından afetlerde sağlık hizmetlerine kadar oldukça geniş bir alanda hizmet veren halk sağlığının ve tüm bilimsel araştırmaların anahtarı ise sanılanın aksine sadece salgınları değil, sağlık alanındaki araştırma yöntem bilimini kapsayan epidemiyolojidir” dedi.
Sağlıklı seçimler için uygun koşullar şart
Sağlığın biyolojik faktörlerin ötesinde sosyal ve çevresel koşullarla biçimlendiğini vurgulayan Prof. Dr. Hassoy, “Halk sağlığını sadece sağlık hizmetlerinden ibaret görmek büyük bir hatadır; çünkü bireyin sağlığını doğup büyüdüğü ortam, eğitim düzeyi, geliri, barınma durumu ve yaşadığı çevre doğrudan etkiler. Bir kişiye sağlıklı beslenmesini veya egzersiz yapmasını önerebiliriz; ancak ekonomik olarak sağlıklı gıdaya ulaşamıyorsa ya da yaşadığı bölgede güvenli bir yürüyüş alanı yoksa bu önerilerin bir karşılığı kalmaz. İşte bu noktada sağlıkta eşitlik kavramı devreye giriyor. Gelir adaletsizlikleri, olumsuz çalışma koşulları ve iklim değişikliği gibi çevresel etkenler bazı grupları dezavantajlı hale getiriyor. Halk sağlığının temel gayesi, bu önlenebilir ve adaletsiz farklılıkları ortadan kaldırarak birinci basamak sağlık sistemiyle koruyucu hizmetleri herkese eşit ulaştırmaktır” diye konuştu.
Halk sağlığının gücü bilgiyi politikaya dönüştürmek
Bilimsel verilerin kamu politikalarına dönüştürülmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Hassoy, “Aşıları zamanında yaptırmak ve sağlıklı yaşamak bireysel bir sorumluluk olsa da toplum sağlığı yalnızca bireysel davranışlarla geliştirilemez; sağlığı destekleyen kamu politikaları ve temiz bir çevre şarttır. Bu noktada riskleri önceden görerek toplumu korumamıza imkân veren üç uzmanlaşma alanı öne çıkıyor: Epidemiyoloji, iş ve meslek hastalıkları ile çevre sağlığı. Türkiye’de bu alanların eğitim altyapısı bulunsa da bilimsel bilginin uygulamaya ve kararlara aktarılması noktasında kat etmemiz gereken yol var. Halk Sağlığı Haftası vesilesiyle bir kez daha belirtmek isterim ki; sağlığı korumak yalnızca hastalandığımızda tedavi olmaktan ibaret değildir. Hastalıkları önleyebildiğimiz ve herkes için eşit yaşam koşulları sağlayabildiğimiz ölçüde güçlü bir toplum inşa edebiliriz” dedi.




